Geçen seneki Brüksel toplantısında da aynı masada gözlemcilik yapmıştım, yine benzer bir hava. Paris’teki salonda duvarlarda asılı NATO haritaları, masada kahveler. Ama kimse gerçekten “güven” meselesine kafa yormuyor. Herkes kendi ajandasını dayatma peşinde. O balo salonunda 15 Mart 2026 akşamı, Fransız delegelerin arada fısıldaşması bile neyi ciddiye aldıklarını gösteriyor: Türkiye’nin katkısı değil, potansiyel krizi. İki saat konuşulup hiçbir somut karar çıkmadan dağılmak, klasik Avrupa refleksi.