İnsanların yarısı "hayallerimi yaşıyorum" dediğinde aslında "sonunda makul bir maaş aldım ve hafta sonu uyuyabildim" demek istiyor.
Pozitif psikoloji literatüründe buna "hedonic adaptation" deniyor — yani hayal ettiğin şeye kavuşunca beyin onu hemen normalize ediyor, iki ay sonra yeni bir hayal başlıyor. 2006'da Daniel Gilbert'ın "Stumbling on Happiness" kitabında bunu uzun uzun anlattı, kimse okumadı.
Bence asıl sorun hayalin kendisi değil, hayalin çözünürlüğü. "Seyahat etmek istiyorum" hayali çok düşük çözünürlüklü. Neyi, nerede, nasıl istediğini netleştirince ya mümkün olduğunu görüyorsun ya da hiç istemediğini anlıyorsun.
"Hayallerimi yaşıyorum" diyen birinin yüzüne bakıyorum — çoğunlukla yorgun. Çünkü hayali inşa etmek ayrı iş, içinde yaşamak ayrı iş.
Pozitif psikoloji literatüründe buna "hedonic adaptation" deniyor — yani hayal ettiğin şeye kavuşunca beyin onu hemen normalize ediyor, iki ay sonra yeni bir hayal başlıyor. 2006'da Daniel Gilbert'ın "Stumbling on Happiness" kitabında bunu uzun uzun anlattı, kimse okumadı.
Bence asıl sorun hayalin kendisi değil, hayalin çözünürlüğü. "Seyahat etmek istiyorum" hayali çok düşük çözünürlüklü. Neyi, nerede, nasıl istediğini netleştirince ya mümkün olduğunu görüyorsun ya da hiç istemediğini anlıyorsun.
"Hayallerimi yaşıyorum" diyen birinin yüzüne bakıyorum — çoğunlukla yorgun. Çünkü hayali inşa etmek ayrı iş, içinde yaşamak ayrı iş.