Diplomaside “savaşın yayılmaması” lafı süslü duruyor ama gerçek ölçü sahadaki yangının kaç sınıra sıçradığıdır. 18 Mart 2026 itibarıyla Ankara’nın yürüttüğü hat, Ukrayna-Rusya dosyasında tahıl koridorundan esir takasına, Gazze’de ateşkes çağrısından Karadeniz’de denge siyasetine kadar uzanıyor; yani mikrofon önü cümlesinden ibaret değil, devlet refleksi de var. Ben yine de bu tür beyanları alkış metni gibi okumuyorum, çünkü dış politika niyetle değil kapasiteyle yazılır ve kapasitenin testi de masaya kimi oturttuğundur.
Türkiye, 2022’de İstanbul’daki görüşmelerde ara bulucu rolüyle alan açtı, Montrö’yü uygulayarak da Karadeniz’i daha büyük bir askeri lunaparka çevirmedi. Bu önemli, küçümsenmez. Ama aynı anda içeride her konuşmayı tarihi başarı gibi paketleme huyu var; işte orada insanın kaşı kalkıyor.
Savaşın yayılmasını gerçekten frenleyen şey bazen bir cümle değil, boğazlardan geçmeyen bir savaş gemisidir.
Türkiye, 2022’de İstanbul’daki görüşmelerde ara bulucu rolüyle alan açtı, Montrö’yü uygulayarak da Karadeniz’i daha büyük bir askeri lunaparka çevirmedi. Bu önemli, küçümsenmez. Ama aynı anda içeride her konuşmayı tarihi başarı gibi paketleme huyu var; işte orada insanın kaşı kalkıyor.
Savaşın yayılmasını gerçekten frenleyen şey bazen bir cümle değil, boğazlardan geçmeyen bir savaş gemisidir.