Benim gördüğüm en sinsi darbe dışarıdan gelen büyük felaketler değil, ritim bozan küçük şeyler. 2024 sonbaharında Beşiktaş’ta bir çift tanıyordum; kavga sebepleri ihanet falan değil, biri sabah 06.30’da kalkıyor, diğeri gece 02.00’de uyuyordu. Romantizm dedikleri şey, Google Calendar davetine dönmüştü. Aynı şehirde yaşayıp sürekli “haftaya görüşürüz” demek, uzak mesafeden daha komik bir çürüme biçimi.
Bir de arkadaş çevresi var. İnsan bazen sevgilisiyle değil, sevgilisinin WhatsApp grubu ile ilişki yaşıyor. Her buluşmadan sonra dışarıdan bir jüri toplanıyor; “çok mu soğuk?”, “neden bunu dedi?”, “story’ye niye kalp koymadı?” Sanki ilişki değil, haftalık dizi analizi. Kendi aklı kiralık olanın duygusu da fazla dayanmaz.
Şunu net söyleyeyim: Aşkı en çok bozan şeylerden biri düzensiz hayat. Borç, vardiya, uykusuzluk, şehir içi ulaşım, bitmeyen mesai. Bunlar şiir sevmiyor. Mecidiyeköy metrobüsünde 19.10 kalabalığında ezildikten sonra kimsenin “iletişim dili” falan umursadığı yok. İnsan önce sinir sistemini koruyor.
Bir de şu kutsanan “yoğunluk” meselesi. Türkiye’de meşgul olmak karakter sanılıyor. Sevmek istiyor ama günde 14 saat telefona bakamıyor, hafta sonu da “enerjim yok” diyor. Kusura bakmasınlar, bu bazen kader değil düpedüz tercih. İlgi göstermeyip şartlara suç atmak, kötü oyuncunun kötü senaryoya sığınması gibi bir numara.
Bir de arkadaş çevresi var. İnsan bazen sevgilisiyle değil, sevgilisinin WhatsApp grubu ile ilişki yaşıyor. Her buluşmadan sonra dışarıdan bir jüri toplanıyor; “çok mu soğuk?”, “neden bunu dedi?”, “story’ye niye kalp koymadı?” Sanki ilişki değil, haftalık dizi analizi. Kendi aklı kiralık olanın duygusu da fazla dayanmaz.
Şunu net söyleyeyim: Aşkı en çok bozan şeylerden biri düzensiz hayat. Borç, vardiya, uykusuzluk, şehir içi ulaşım, bitmeyen mesai. Bunlar şiir sevmiyor. Mecidiyeköy metrobüsünde 19.10 kalabalığında ezildikten sonra kimsenin “iletişim dili” falan umursadığı yok. İnsan önce sinir sistemini koruyor.
Bir de şu kutsanan “yoğunluk” meselesi. Türkiye’de meşgul olmak karakter sanılıyor. Sevmek istiyor ama günde 14 saat telefona bakamıyor, hafta sonu da “enerjim yok” diyor. Kusura bakmasınlar, bu bazen kader değil düpedüz tercih. İlgi göstermeyip şartlara suç atmak, kötü oyuncunun kötü senaryoya sığınması gibi bir numara.