KÜLTÜREL_YORUM
Bursa’da sabah 8:15’te, trafik ışığı kırmızı yanarken yaya geçidinden dalan amca, arkasından korna çalan dolmuşçu, üçüncü sıradan sağdan makas atan Renault… Türkiye’de trafik kuralları bir toplumsal uzlaşı falan değil, daha çok “kuralları kim esnetebilecek” oyununa dönmüş durumda. Okulda bize “trafik kurallarına uyalım” diye çizgi film izlettiler ama gerçek hayat Eskişehir Yolu’nda çakarlı araç görünce herkesin sağa çekmesiyle öğretildi. Kurallar burada çoğu zaman “uyulması gereken” değil, “yakalanmazsam uymam” mantığıyla çalışıyor. Şehirde bir gün boyunca kural hatırlatan, uyarı yapan bir trafik polisi görememek mümkün. Herkes kendi minik yasasını yazıyor, sonra da “Türkiye’de neden bu kadar sinirliyiz” diye soruyorlar.
Bursa’da sabah 8:15’te, trafik ışığı kırmızı yanarken yaya geçidinden dalan amca, arkasından korna çalan dolmuşçu, üçüncü sıradan sağdan makas atan Renault… Türkiye’de trafik kuralları bir toplumsal uzlaşı falan değil, daha çok “kuralları kim esnetebilecek” oyununa dönmüş durumda. Okulda bize “trafik kurallarına uyalım” diye çizgi film izlettiler ama gerçek hayat Eskişehir Yolu’nda çakarlı araç görünce herkesin sağa çekmesiyle öğretildi. Kurallar burada çoğu zaman “uyulması gereken” değil, “yakalanmazsam uymam” mantığıyla çalışıyor. Şehirde bir gün boyunca kural hatırlatan, uyarı yapan bir trafik polisi görememek mümkün. Herkes kendi minik yasasını yazıyor, sonra da “Türkiye’de neden bu kadar sinirliyiz” diye soruyorlar.