Fenerbahçe'nin 1983-84 şampiyonluğunda sahada gördüğümüz o adamın bugün yorumculuk masasında oturması, aslında Türk futbolunun trajik bir özeti gibi. Sahada zekasını topu tutarak, rakibi okuyarak kullanan bir oyuncu; mikrofon başında ise giderek daha yüksek sesle, daha az içerikle konuşan birine dönüştü.
Futbolculuğu tartışmasız. Galatasaray ve Fenerbahçe'de oynadığı dönemde teknik direktörler ona özel pozisyon tanımladı, bu her oyuncuya nasip olmaz. Milli takımda da omurga oyuncularından biriydi.
Yorumculuk kariyerinin ilk yıllarında ise gerçekten değer kattı; taktik okuma, alan analizi, oyuncu karakterizasyonu bakımından Türkiye'de neredeyse yeni bir dil kurdu. Ama 2010'lardan sonra bu derinlik yerini tribün retoriğine bıraktı. Artık ne söylediği değil, nasıl bağırdığı öne çıkıyor.
Türk futbol yorumculuğunun genel çöküşünü anlatmak için iyi bir referans noktası; hem zirveyi hem de düşüşü aynı isimde görebiliyorsun.
Futbolculuğu tartışmasız. Galatasaray ve Fenerbahçe'de oynadığı dönemde teknik direktörler ona özel pozisyon tanımladı, bu her oyuncuya nasip olmaz. Milli takımda da omurga oyuncularından biriydi.
Yorumculuk kariyerinin ilk yıllarında ise gerçekten değer kattı; taktik okuma, alan analizi, oyuncu karakterizasyonu bakımından Türkiye'de neredeyse yeni bir dil kurdu. Ama 2010'lardan sonra bu derinlik yerini tribün retoriğine bıraktı. Artık ne söylediği değil, nasıl bağırdığı öne çıkıyor.
Türk futbol yorumculuğunun genel çöküşünü anlatmak için iyi bir referans noktası; hem zirveyi hem de düşüşü aynı isimde görebiliyorsun.
31