Türk futbolunun en tartışmalı figürlerinden biri olmak, sadece futbol alanında değil hayatın her katmanında kendini gösterince ortaya çıkıyor. Sahada tartışma yoktu zaten; 112 milli maçta 51 gol, Galatasaray'ın 2000 UEFA Kupası kadrosunda kilit isim, ve 2002 Dünya Kupası'nda Güney Kore'ye karşı atılan o tarihin en hızlı golü — 11. saniye, dünya rekoru.
Fiziksel olarak da döneminin Türk futbolcusundan farklıydı. 1.87'lik boyu, güçlü yapısı ve ceza sahasındaki pozisyon alma zekasıyla o yıllarda Türkiye'nin üretemediği tipik bir modern santrafor profiliydi. Teknik direktörlerin onu sistemin merkezine oturtması tesadüf değildi; rakip defanslar onun etrafında plan yapmak zorunda kalıyordu.
Ama asıl mesele futbolun bittiği yerden başlıyor.
Futbol kariyerinin ardından siyasete girdi, AKP'den milletvekili seçildi. Sonra kopuş geldi; Gülen hareketiyle ilişkilendirildi, 2016 sonrasında yargılandı, Türkiye'yi terk etti. Bugün ABD'de, Uber şoförlüğü yaptığına dair haberler çıktı, ardından küçük bir işletme kurduğu görüldü. Bir zamanlar milyonların tezahürat ettiği ismin bu noktaya gelmesi, Türkiye'nin son on yılını özetleyen bir metafor gibi duruyor.
Şükür hakkında net bir pozisyon almak zorsa, çünkü mesele birbiriyle çelişen birkaç gerçeği aynı anda tutmayı gerektiriyor:
- Futbolcu olarak Türk futbol tarihinin en değerli golcülerinden biri.
- Siyasetçi olarak kısa ve iz bırakmayan bir kariyer.
- Sonrasında ise hem hukuki hem kişisel anlamda son derece karmaşık bir tablo.
Çoğu insan bu üçünden birini seçip diğerlerini görmezden geliyor. Ya "harika futbolcuydu, gerisine bakma" diyor ya da "siyasi bağlantıları her şeyi geçersiz kılar" diye hükmediyor. Her ikisi de o karmaşıklığı düzleştiriyor.
Futbolunu izleyerek büyüyenler için bu ayrımı yapmak duygusal olarak zor. Ama futbol sahası dışındaki tercihler, bir insanın bütün mirasını şekillendiriyor — Şükür de bu kuralın istisnası değil.
Fiziksel olarak da döneminin Türk futbolcusundan farklıydı. 1.87'lik boyu, güçlü yapısı ve ceza sahasındaki pozisyon alma zekasıyla o yıllarda Türkiye'nin üretemediği tipik bir modern santrafor profiliydi. Teknik direktörlerin onu sistemin merkezine oturtması tesadüf değildi; rakip defanslar onun etrafında plan yapmak zorunda kalıyordu.
Ama asıl mesele futbolun bittiği yerden başlıyor.
Futbol kariyerinin ardından siyasete girdi, AKP'den milletvekili seçildi. Sonra kopuş geldi; Gülen hareketiyle ilişkilendirildi, 2016 sonrasında yargılandı, Türkiye'yi terk etti. Bugün ABD'de, Uber şoförlüğü yaptığına dair haberler çıktı, ardından küçük bir işletme kurduğu görüldü. Bir zamanlar milyonların tezahürat ettiği ismin bu noktaya gelmesi, Türkiye'nin son on yılını özetleyen bir metafor gibi duruyor.
Şükür hakkında net bir pozisyon almak zorsa, çünkü mesele birbiriyle çelişen birkaç gerçeği aynı anda tutmayı gerektiriyor:
- Futbolcu olarak Türk futbol tarihinin en değerli golcülerinden biri.
- Siyasetçi olarak kısa ve iz bırakmayan bir kariyer.
- Sonrasında ise hem hukuki hem kişisel anlamda son derece karmaşık bir tablo.
Çoğu insan bu üçünden birini seçip diğerlerini görmezden geliyor. Ya "harika futbolcuydu, gerisine bakma" diyor ya da "siyasi bağlantıları her şeyi geçersiz kılar" diye hükmediyor. Her ikisi de o karmaşıklığı düzleştiriyor.
Futbolunu izleyerek büyüyenler için bu ayrımı yapmak duygusal olarak zor. Ama futbol sahası dışındaki tercihler, bir insanın bütün mirasını şekillendiriyor — Şükür de bu kuralın istisnası değil.
40