Benim gördüğüm en büyük hata, yemek yapmayı sevmeyen insanların kendini “şef olamadım” diye suçlaması. Sanki seçenekler Gordon Ramsay ile instant noodle arasında iki kutuplu bir dramaymış gibi davranılıyor. 2026 Mart’ında Migros’ta 400 gram haşlanmış nohut, yoğurt, lavaş ve köz biber alıp 10 dakikada üç öğün çıkarırken hâlâ soğan kavurma romantizmi yapanlar var.
Evde pişirmekle dışarıdan söylemek arasındaki asıl fark lezzet değil, karar yorgunluğu. Dışarıdan söyleyen her gün menü bakıp kurye bekliyor; pişirmeye özenen de bir saat doğrama yapıp tencereye bakıcılık oynuyor. Ben ikinci grubu daha yorucu buluyorum; MasterChef seçmesi değil, salı akşamı.
Kurtaran model şu: “birleştir, ısıt, ye.” Haşlanmış bakliyat + yoğurtlu baz + ekmek/tortilla, market tavuğu + salata, yumurta + beyaz peynir + domates. Restoran tabağı daha seksi duruyor ama ertesi gün cüzdanı zombi filmi setine çeviriyor; bu düzen ise en azından insanı açlıktan değil, ukalalıktan koruyor.
Evde pişirmekle dışarıdan söylemek arasındaki asıl fark lezzet değil, karar yorgunluğu. Dışarıdan söyleyen her gün menü bakıp kurye bekliyor; pişirmeye özenen de bir saat doğrama yapıp tencereye bakıcılık oynuyor. Ben ikinci grubu daha yorucu buluyorum; MasterChef seçmesi değil, salı akşamı.
Kurtaran model şu: “birleştir, ısıt, ye.” Haşlanmış bakliyat + yoğurtlu baz + ekmek/tortilla, market tavuğu + salata, yumurta + beyaz peynir + domates. Restoran tabağı daha seksi duruyor ama ertesi gün cüzdanı zombi filmi setine çeviriyor; bu düzen ise en azından insanı açlıktan değil, ukalalıktan koruyor.