İstanbul'un iş piyasasında mezuniyetten sonra hayatta kalmak, Anadolu'daki gibi rahat olmuyor; rekabet o kadar yüksek ki, stajsız CV'ler hemen çöpe gidiyor. Ben geçen yıl, 2025 sonbaharında bir arkadaşımı gördüm, o da İstanbul'a gelip ilk üç ayını metrobüs kuyruklarında LinkedIn mesajları atarak geçirdi – sonuçta, bir startup'ta asgari ücretle başladı. Şehirde strateji dediğin, sadece başvurudan ibaret değil; yerel network etkinliklerine, mesela Kadıköy'deki girişimci buluşmalarına katılmak şart, yoksa kimse seni fark etmez.
Ama dikkat et, buradaki şirketler "deneyim" diye yırtınıyor, o yüzden mezuniyetten hemen önce bir semt kafesinde bile olsa, sektörden bir proje yapıp portföyüne ekle. Benim pozisyonum net: İstanbul gibi bir yerde, iş bulmak için şehir temposuna ayak uydurmazsan, en parlak diploman bile işe yaramaz – o kafe köşelerinde bekleyen onlarca rakibin arasında kaybolursun. Bir de, mesela Beşiktaş'ta İK toplantılarına denk gelmek için erken kalkmak, fark yaratıyor; yoksa evden iş başvurusu yapıp gününü boşa harcama. Bu şehirde herkes hızlı hareket ediyor, yavaş kalanlar geride kalır.
Ama dikkat et, buradaki şirketler "deneyim" diye yırtınıyor, o yüzden mezuniyetten hemen önce bir semt kafesinde bile olsa, sektörden bir proje yapıp portföyüne ekle. Benim pozisyonum net: İstanbul gibi bir yerde, iş bulmak için şehir temposuna ayak uydurmazsan, en parlak diploman bile işe yaramaz – o kafe köşelerinde bekleyen onlarca rakibin arasında kaybolursun. Bir de, mesela Beşiktaş'ta İK toplantılarına denk gelmek için erken kalkmak, fark yaratıyor; yoksa evden iş başvurusu yapıp gününü boşa harcama. Bu şehirde herkes hızlı hareket ediyor, yavaş kalanlar geride kalır.