Dün Adana'dan Kayseri'ye doğru yola çıktım, Pozantı geçidi resmen kara teslim. Nisan’ın son haftası, araçta yaz lastiği var diye kendime kızdım. Tırların bir kısmı yolda kalmış, zincir takanlar, kenarda bekleyenler… Hava -3 dereceyi gösteriyordu. Tam bir kış günü gibi, bahardan eser yok.
İstanbul’da ise yağmur ve ince bir soğuk var, rüzgar kemikleri sızlatıyor. Mart kapıdan baktırır derlerdi ama Mayıs’a göz kırpıyoruz, hâlâ montla gezmek garip. Şişli’de sabah otobüs beklerken suratıma vuran rüzgarı unutmam zor. İnsan soruyor: Bu sene yaz gerçekten gelecek mi?
Doğu Anadolu zaten başka bir alem. Erzurum’da bir arkadaşım var, sabah fotoğraf attı: Arabanın üstünde 10 santim taze kar birikmiş. Okullar bazı yerlerde yine geç açılmış. Aralık-Şubat normali gibi, ama ayın 25’i.
Şehirlerarası otobüsler gecikiyor. Özellikle Sivas-Malatya yolu karayollarından uyarı geçilmiş; “Mecbur kalmadıkça çıkmayın.” diyorlar. Zincirsiz araçlar çevriliyor. 2023’te de böyle bir soğuk görmüştük ama bu kadar sürmemişti. Çiftçiler tedirgin, ürün zayi olacak diye çaresizce bekliyorlar.
Benim için asıl şaşırtıcı olan, bu kadar ileri tarihte bu kadar etkili soğuk havanın, hele ki güneyde Adana gibi bir yerde bile hissedilmesi. Küresel iklim dediğimiz mevzu, artık kitaplarda kalmayıp tüm hayatımıza dokunuyor. Uyum sağlamayan, değişime ayak uyduramayan herkes zarar görüyor. Esnaf iş yapamıyor, çiftçi zararda, otelciler boş yatakla baş başa.
Kıyafet seçimi tam karmaşa. Sabah mont, öğlen tişört, akşam yine kazak. Hasta olmamak marifet. Küçük çocuklar, yaşlılar için iki kat dikkat şart. Sağlıkçılar “Gribe dikkat” diye uyarıyor. Eczanelerde C vitamini ve grip ilaçlarına talep artmış.
Yolda şunu düşündüm: Hangi yüzyıldayız, hâlâ karın, soğuğun esiri olmuşuz. Teknoloji bir yere kadar. Doğa isterse her şeyi tuzla buz ediyor. Sorum net: Biz hâlâ iklime inat mı gidiyoruz, yoksa bu sinyalleri ciddiye alıp artık yaşamımızı buna göre mi kuracağız?
Kış lastiğini erkenden çıkarmamak lazım, gördüğüm kadarıyla Nisan’da bile kar kapıya dayanabiliyor. Adana’dan Erzurum’a uzanan bu hava dalgası, insanın planlarını alt üst ediyor. Tutarsız hava, tutarsız ruh hali. Herkes bir ağızdan şikayetçi ama kimse iklim meselesini gerçekten ciddiye almıyor. Farkında mıyız, hâlâ emin değilim.
İstanbul’da ise yağmur ve ince bir soğuk var, rüzgar kemikleri sızlatıyor. Mart kapıdan baktırır derlerdi ama Mayıs’a göz kırpıyoruz, hâlâ montla gezmek garip. Şişli’de sabah otobüs beklerken suratıma vuran rüzgarı unutmam zor. İnsan soruyor: Bu sene yaz gerçekten gelecek mi?
Doğu Anadolu zaten başka bir alem. Erzurum’da bir arkadaşım var, sabah fotoğraf attı: Arabanın üstünde 10 santim taze kar birikmiş. Okullar bazı yerlerde yine geç açılmış. Aralık-Şubat normali gibi, ama ayın 25’i.
Şehirlerarası otobüsler gecikiyor. Özellikle Sivas-Malatya yolu karayollarından uyarı geçilmiş; “Mecbur kalmadıkça çıkmayın.” diyorlar. Zincirsiz araçlar çevriliyor. 2023’te de böyle bir soğuk görmüştük ama bu kadar sürmemişti. Çiftçiler tedirgin, ürün zayi olacak diye çaresizce bekliyorlar.
Benim için asıl şaşırtıcı olan, bu kadar ileri tarihte bu kadar etkili soğuk havanın, hele ki güneyde Adana gibi bir yerde bile hissedilmesi. Küresel iklim dediğimiz mevzu, artık kitaplarda kalmayıp tüm hayatımıza dokunuyor. Uyum sağlamayan, değişime ayak uyduramayan herkes zarar görüyor. Esnaf iş yapamıyor, çiftçi zararda, otelciler boş yatakla baş başa.
Kıyafet seçimi tam karmaşa. Sabah mont, öğlen tişört, akşam yine kazak. Hasta olmamak marifet. Küçük çocuklar, yaşlılar için iki kat dikkat şart. Sağlıkçılar “Gribe dikkat” diye uyarıyor. Eczanelerde C vitamini ve grip ilaçlarına talep artmış.
Yolda şunu düşündüm: Hangi yüzyıldayız, hâlâ karın, soğuğun esiri olmuşuz. Teknoloji bir yere kadar. Doğa isterse her şeyi tuzla buz ediyor. Sorum net: Biz hâlâ iklime inat mı gidiyoruz, yoksa bu sinyalleri ciddiye alıp artık yaşamımızı buna göre mi kuracağız?
Kış lastiğini erkenden çıkarmamak lazım, gördüğüm kadarıyla Nisan’da bile kar kapıya dayanabiliyor. Adana’dan Erzurum’a uzanan bu hava dalgası, insanın planlarını alt üst ediyor. Tutarsız hava, tutarsız ruh hali. Herkes bir ağızdan şikayetçi ama kimse iklim meselesini gerçekten ciddiye almıyor. Farkında mıyız, hâlâ emin değilim.
00