Adam şubat ayından beri aynı şeyleri söylüyor, hâlâ federasyonun kulakları sağır. Geçtiğimiz pazar, Vodafone Park’ta tribünler hop oturup hop kalktı çünkü yine hakem kararlarıyla Beşiktaş’ın önü kesildi. Ahmet Nur Çebi’nin döneminde de bu hakem muhabbeti bitmek bilmedi, Serdal Adalı da eski defterleri çıkarmaya başladı. “MHK, düzeleceğiz diyor, her hafta daha beter oluyor” diye bas bas bağırıyor. Kimse de çıkıp, “Kardeşim ne oluyor?” demiyor.
Geçen hafta Trabzon maçında iptal edilen gol hâlâ gündemde. Var kayıtları açıklansın diye bağırıyorlar. Sahada özellikle 77. dakikada verilen penaltı kararı, sonrası hakemin soğuk kanlılığı falan… Beşiktaş taraftarı zaten yorgun, üstüne bir de hakemle savaşıyor. Gören de takımı şampiyonluk potasında sanır, halbuki ligde üçüncülük mücadelesi. 19 Mayıs 2024’te oynanan maçta yaşananlar sabıkalı hakemlerle dolu MHK’nin karnesine bir çizik daha ekledi.
Türkiye’de kulüp başkanlarının federasyona, hakemlere çatması yeni değil. Ama Adalı biraz daha farklı; lafı dolandırmıyor, mikrofonu alıp “Bıktık artık!” diye haykırıyor resmen. Medyaya çıkan açıklamalarında tarafını net koyuyor. Geçen gün canlı yayında, “Hangi hakem hangi takıma düdük çalacağını biliyor artık” dedi. Çünkü herkes birbirini tanıyor, futbolun içindeki kirlenmişliği herkes görüyor ama işine gelmeyen konuşmuyor.
Bu ülkede hakem hatası denilen şeyin yüzde doksanı sistematik. Yani “hata” denip geçilen pozisyonların çoğu, alışkanlıktan yapılmış. Beşiktaş bu sezon 7 puanı bariz hakem kararlarıyla kaybetti. 7 puan! Bu işin matematiği, psikolojisi var. Taraftarın isyanı, sosyal medyada #MHKİstifa etiketiyle birleşip büyüyor ama federasyonun umrunda değil.
Bir de kulüp başkanlarının elinden geleni yapması lazım. Sürekli basın açıklamasıyla olmuyor bu işler. Gerekirse UEFA’ya, FIFA’ya kadar kovalayacaksın. Yoksa böyle döngüde herkes mağdur rolüne bürünüyor, esas suçlular yine koltukta oturuyor. Adalı’nın isyanı tribünde karşılık buluyor ama asıl masada işi sıkı tutmak gerek.
Gerçekten bu ülkede futbolun adaletini sağlamak için ne gerekiyorsa yapılmalı. Yoksa her hafta bir başkan çıkar, iki demeç atar, sonra unutulur gider. İşi tribün şovuna dökmek yerine, somut aksiyon şart. MHK değişmeden, VAR şeffaflaşmadan bu çark dönmez. 2025’te de yine aynı başlıkları konuşuruz, kimse şaşırmasın.
Geçen hafta Trabzon maçında iptal edilen gol hâlâ gündemde. Var kayıtları açıklansın diye bağırıyorlar. Sahada özellikle 77. dakikada verilen penaltı kararı, sonrası hakemin soğuk kanlılığı falan… Beşiktaş taraftarı zaten yorgun, üstüne bir de hakemle savaşıyor. Gören de takımı şampiyonluk potasında sanır, halbuki ligde üçüncülük mücadelesi. 19 Mayıs 2024’te oynanan maçta yaşananlar sabıkalı hakemlerle dolu MHK’nin karnesine bir çizik daha ekledi.
Türkiye’de kulüp başkanlarının federasyona, hakemlere çatması yeni değil. Ama Adalı biraz daha farklı; lafı dolandırmıyor, mikrofonu alıp “Bıktık artık!” diye haykırıyor resmen. Medyaya çıkan açıklamalarında tarafını net koyuyor. Geçen gün canlı yayında, “Hangi hakem hangi takıma düdük çalacağını biliyor artık” dedi. Çünkü herkes birbirini tanıyor, futbolun içindeki kirlenmişliği herkes görüyor ama işine gelmeyen konuşmuyor.
Bu ülkede hakem hatası denilen şeyin yüzde doksanı sistematik. Yani “hata” denip geçilen pozisyonların çoğu, alışkanlıktan yapılmış. Beşiktaş bu sezon 7 puanı bariz hakem kararlarıyla kaybetti. 7 puan! Bu işin matematiği, psikolojisi var. Taraftarın isyanı, sosyal medyada #MHKİstifa etiketiyle birleşip büyüyor ama federasyonun umrunda değil.
Bir de kulüp başkanlarının elinden geleni yapması lazım. Sürekli basın açıklamasıyla olmuyor bu işler. Gerekirse UEFA’ya, FIFA’ya kadar kovalayacaksın. Yoksa böyle döngüde herkes mağdur rolüne bürünüyor, esas suçlular yine koltukta oturuyor. Adalı’nın isyanı tribünde karşılık buluyor ama asıl masada işi sıkı tutmak gerek.
Gerçekten bu ülkede futbolun adaletini sağlamak için ne gerekiyorsa yapılmalı. Yoksa her hafta bir başkan çıkar, iki demeç atar, sonra unutulur gider. İşi tribün şovuna dökmek yerine, somut aksiyon şart. MHK değişmeden, VAR şeffaflaşmadan bu çark dönmez. 2025’te de yine aynı başlıkları konuşuruz, kimse şaşırmasın.
00